Berlin! 40 Euro.

Her şehri kendi yaşadıklarıma göre bir kelime ya da kelime grubu ile anlatmaya çalışıyorum ve Berlin… kesinlikle 40 euro. Burası harika ama, gerçekten.

Prag’daki gece 03:30 maceramızdan sonra, Berlin’e olan geçişimizi daha erken bir saatte varacak şekilde yapıyoruz ve akşam 8 gibi Berlin’deyiz. Bu arada Student Agency fazla iyi ve oldukça uygun fiyatları olan bir şirket, otobüs yolculukları için Avrupa’da mükemmel bir tercih. Otobüslerde Friends ve Big Bang Theory var izleyebilmek için desem, daha fazla sebep saymama da gerek kalmaz muhtemelen? Ben de öyle düşünmüştüm, harikayız.

Berlin’de hostel olarak St Christopher’s Inn‘de kaldık ve yine muhtemelen kaldığımız en iyi hosteldi kendisi. Berlin’e tekrar gitsem hiç düşünmeden tekrar burayı tercih ederim. Ayrıca kahvaltısı da içinde olan kaldığımız ilk yerdi, bir diğeri Amsterdam’da kaldığımız hosteldi ama oraya göre burasının kahvaltısı bayağı profesyonel kaldı.

Burası genel anlamda harikaydı, tamam uzatmayalım.

Hostelde iki gece geçirecek şekilde planımızı yaptığımızdan, ilk gece sadece hostele yerleşmek ve biraz olsun dinlenebilmek ile geçti. Berlin’i keşfetmeye ertesi gün, sabahın erken saatlerinde başladık.

Ulaşım için yine ve yine günlük sınırsız biletler ile başlıyoruz. Biz akşam 8’de vardığımız gibi günlük biletlerimizi almıştık hani ertesi gün 8’e kadar rahat ederiz deyip ki, öyle olmadı. Bağırarak söylüyorum; BERLİN’DE GÜNLÜK BİLETLER 24 SAAT DEĞİL, GECE 3’E KADAR GEÇERLİ!!! Saat kaçta almış olursanız olun, isterseniz gece 02:59’da alın. Sırf diğer şehirlerden gelen, 24 saat geçerli alışkanlığımızdan kaynaklanan bu hatamız yüzünden ertesi gün, biletlerimizin geçerli olduğunu düşündüğümüz bir saatte kontrole denk geldik ve 40 euro ceza yedik! Bir süre şok etkisinden çıkamadığımızdan bahsetmiyorum bile.

Cezayı ödememiz ise apayrı bir maceraydı. Ertesi günün ertesinde, yani son güne bıraktığımız bu olayda önce onbin saat cezayı ödememiz gereken yeri bulmaya çalıştık. Sonra 40 euroları ödemeye hazırlanırken orada çalışan bir Türk amcayla karşılaştık ve durumumuzu anlattık. O günkü biletlerimizin yanımızda olduğunu görünce biletlerin saatlerini kontrol edip bizim iyi niyetimize inandı ve oradakilere de anlattı. Sonuçta manyak mıyız biz ki tek seferlik gidiş için 1-2 euro ödemek varken günlük alıp 7 euro ödeyelim. Böylece sadece yeni bilet parası olan 7 euroyu ödememizin yeterli olduğunu söylediler. O an mutluluktan ağlayabilirdik. 33 euro cebimizde kalmıştı, Türk lirasına çevirince daha da mutluluk sebebiydi sonuçta.

Bakın şeyapmak için söylemiyorum ama, bize cezayı yazan kişi de Türk’tü. Elbette işini yapıyor ama sonuçta biz kaçak bir şekilde binmedik, bu şekilde ceza yesek zaten gam yemeyeceğiz. Biletlerimiz de var, durumu da anlattık ama bayağı uyuz biriydi ve en ufak bir anlayış göstermedi. İnsan yurtdışında kendi memleketinden birileriyle karşılaşınca ister istemez bir yakınlık duyar, ama kontrolcümüz için aynı şeyi söyleyemeyeceğiz.

Daha sonra biz bu bilet yerini bulmaya çalışırken bize yardımcı olan başka bir Türk kadınla karşılaştık ve ona da durumu anlatınca o bizden daha da sert karşıladı durumu. Ona göre ceza bile yazmayabileceği gibi, en kötü hepimize birden ceza yazmak yerine birimize yazarak insiyatifini kullanabilirmiş. Bize yol yordam gösteren bu ablaya ve biletlerimizdeki saatleri dikkate alarak iyi niyetimize inanan amcaya tüm kalbimizle sevgilerimizi gönderiyoruz.

KISA KISA…

■ Tekrar edelim neymiş, günlük sınırsız ulaşım biletleri 24 saat değil, gece 3’e kadar geçerli. Bir de Berlin’de o kadar sık bilet kontrolü yapılıyor ki, biletsiz binmek gibi bir düşünceniz varsa tekrar düşünmekte yarar var. Metro/tramvay kapıları kapanıyor, tren hareket ediyor yavaşça ve siz ne olup bittiğini anlamadan oradan saklanmış bir kişi ortaya çıkıyor ve, ticket please! Tüm vagonu kontrol ediyor. İki kere denk geldik kontrole, resmen korkulu rüyamız oldu.

■ Berlin’deki keşif günümüze olaylı bir şekilde başladık. Berlin Katedrali taraflarında birden çanlar susmak bilmeyen bir şekilde çalmaya başladı ve biraz ilerledikten sonra tüm caddenin polis arabalarıyla dolu olduğunu görünce bir süre olayı anlamlandırmaya çalıştık. Sonradan öğrendik ki, Almanya’nın eski bir başkanı vefat etmiş. Bu yüzden burada çok fazla duramadık.

■ Bergama ve Milet’ten alınan eserler ile oluşturulan Bergama Müzesi‘ni görebilirsiniz. Bu eserlerin çoğu Türkiye topraklarından çıkarıldığı için koleksiyonun iade edilmesi konusunda başvuruda bulunmuş bizimkiler ama oradalar mı, oradalar. Bir de Almanya’nın en çok ziyaret edilen sanat müzesi olmuş burası, oldukça etkileyici bir yer.

■ II. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan doğu – batı Almanya’sında iki tarafa olan kaçak geçişleri önlemek için inşa edilen Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra, kalan 1.3 kilometrelik parçası bir özgürlük anıtı haline getirilmiş. Duvar boyunca birçok sanatçının özgürlük temalı grafiti ve resimleri bulunmakta. Berlin Duvarı, Doğu Yakası Galerisi boyunca yürüyebilirsiniz. Bizim tüm duvar boyunca yürüyecek vaktimiz pek yoktu, o yüzden bir kısmını görebildik sadece.

■ Yine bu dönemde ittifak geçişleri için kullanılan bir kontrol noktası olan Checkpoint Charlie de görülebilecek yerler arasında. Burada biri Sovyet, biri Amerikan askerini temsil eden iki asker portresi var. Bunlar karşı karşıya gelen ve çatışma yapmak yerine 16 saat boyunca tek bir kurşun atmayan iki tarafın panzerlerini temsil ediyormuş ayrıca.

Almanya’nın parlamento binası, Reichstag‘ın cam kubbesinden Berlin’e uzaklardan bakmak harika bir deneyim. Gündüz harika evet, ama tekrar gidersem bir de gece gidip bu cam kubbeden yıldızları izlemek daha da harika olacaktır eminim.

■ Berlin’in sembolik yerlerinden Brandenburg Kapısı da görülecekler arasında. Bu kapı da yine doğu – batı olaylarından sonra bir özgürlük sembolü olarak kullanılmaya başlamış. Kapının üzerinde mahşerin dört atlısını temsil eden bir heykel var. Zamanında Napolyon bu kapıyı söküp tamamen Fransa’ya götürmek istemiş fakat olmayınca üzerindeki bu heykelleri alıp kaçırmış. Sonra Almanya işgal sırasında geri almış ve yerine takmış.

■ Berlin’de beton bloklardan oluşan bir bölge var ve Berlin’e gitmiş birinden burada bir fotoğraf görmeme ihtimalimiz sıfır sanırım. Bu alan Holokost Anıtı ve Yahudi soykırımında katledilen Avrupalı Yahudiler anısına yapılmış bir anıt mezar.

■ Tüm bu turistik yerlerden sonra arkadaşımın Lamy aşkı üzerine, Lamy Alman bir kalem markası, KaDeWe isminde bir alışveriş merkezine gidiyoruz. Burası gerçekten bir harika! Esas kırtasiye katına bir gün ayırmalıydık sanırım. Oradan kendime bir uçlu kalem aldım sarı, hala severek kullanıyorum. Tükenmez de aldım bir kaç tane onlar da güzel, renkleri çok güzel ama uçlunun yeri ayrı oldu. Arkadaşım ise dolma kalem aldı, asıl olayı oymuş aslında. Netice olarak buradan Lamy kalemler alabilirsiniz kendinize, güzel bir alışveriş olacaktır.

■ Berlin’de adım başı Türk’e rastlama ihtimali %100. O kadar çok Türk yaşıyor ki yakında ele geçirecekler sanırım orayı. O yüzden her yerde Türk kültürüne ait yerler, restoranlar, dükkanlar görebilirsiniz. Buraya kadar gelmişken bir de döner yemeden dönersek çok üzülürdüm. Bizimkiler ile arasında fark var mı çok merak ediyordum, evet varmış tabi ama fena değildi, o an çok iyi geldi vallahi. Yediğimiz dönerci ise ayrı bir olay, içeride arabesk müzik çalıyor bir yanda döner yiyen Almanlar… ilginç bir ortam. Hep yerel lezzet nereye kadar. Zaten yakında Berlin’in yerel kültürü de Türkler’e ait olacak bu gidişle. Döner yiyin, yemeden gelmeyin.

***

Berlin’den aklımda kalanlar da bunlar. Burası Kopenhag ile birlikte en sevdiğim şehir oldu. Biraz daha İstanbul gibi, daha insan dolu ama bir şekilde farklı ve güzel. Berlin’i yaşamak isteyeceğim yerler listeme ikinci sıradan ekliyorum.

Daha fazla görüntü için hazırladığım videoyu izleyebilirsiniz. bi’ sonraki. Amsterdam!

  • hasan

    DOLAR EURO ARTTI BİZİM TATİL İŞİ YATTI 🙂 AH AH

  • ahukader

    Yüzüm gülümsedi bir Almanya’li olarak. Sansiniz varmis. Evet Almanya genelinde günlük biletler gece 3’e kadar gecerli. Ve sadece sehirlerarasi trenler icin gecerli. Hizli trenler (ICE) kapsam disi. Ayrica iki gün önce 40 Euro cezasi 60 Euroya cikti. 🙂 Aylik bileti olanlar, yada yillik bileti olanlar eger yanina almayi unutunca ertesi gün ana istasyonda biletini gösterip 40 Euro yerine 7 euro ödüyor. Ballisiniz yani. Sevgiler…