En Son İzlediğim Filmler

Bir şeyi kabul etmem gerekiyor ki, Blogger zamanında her film için ayrı bir yorum yazısı yazmaktan bir süre sonra ciddi anlamda çok sıkılmıştım. Buraya geçince de filmler hakkında hiç yazmadım. Şu an yazma ihtiyacı hissettiğim için o arayı bitiriyorum, ta daa… en son izlediğim 4 film… Yıldızlararası, Memento, Mr. Nobody ve Alaycı Kuş.

Aslında bloga film yazılarını tekrar dahil edip etmemekte kararsız kaldım çünkü bir yazıda kendimden bir şeyler bulamazsam o yazı beni bir süre sonra ciddi anlamda rahatsız ediyor ve bloga hiçbir yazı yazmama isteğime yol açabiliyor. O yüzden bu seride kendime ait bir tarz oluşturmalıydım, mesela yukarıdaki görseli izlerken çektiğim fotoğraflardan ben hazırladım ya, heh işte şimdi yazı bana aitmiş gibi hissediyorum, böyle bir şey yani dediğim. takıntı gibi takıntı dimi?

Neyse asıl konuya gelelim, izlediğim filmlerin listesini oluşturma ihtiyacı hissettim birden ve başka bir site ya da uygulama kullanacağıma neden kendi blogumda yer vermiyorum ki buna dedim. O yüzden burada öyle uzun film eleştirileri beklemeyin, zaten öyle olmaya başlarsa lütfen uyarın, yoksa bir gün bakmışsınız ben yine blogu kapatmışım. Ne aralıklarla yazarım onu da bilmiyorum belki hafta, belki ay, belki de bu ilk ve sondur. Daha fazla saçmalamadan, listelemeye Yıldızlararası ile başlıyorum, izleme sırasına göre devam edecek.

Yıldızlararası (Interstellar) / 2014

Gravity vizyona girdiği zaman IMAX’te izleyemediğimin ah vahları hala devam ederken bu filmi de IMAX’te izleyememiş olsaydım hiç hoş olmazdı sanırım. Christopher Nolan‘ın son harikası Interstellar’ı o kadar, o kadar merak ediyordum ki geçen hafta arkadaşlarımla nihayet gidebildik. Film hala vizyondayken bu filmi gerçekten kaçırmayın, mümkünse de IMAX olsun, çünkü Nolan yine yapmış, yine yapmış. Senaryo Nolan ve kardeşi Jonah Nolan tarafından yazılmış bir kez daha. Bilimkurgu ile dram bu kadar mı güzel harmanlanır be adamlar, ağzım açık izliyorum ya yeter bu nasıl bir hayal gücüdür.

İlk yarısı olayları anlamlandırmaya çalışırken biraz durgun geçse de bir ikinci yarı var ki, ben uzun bir süre daha böyle iyi bir film izleyebilir miyiz bilmiyorum. Inception mı, Interstellar mı… of ikisi de ayrı güzel ama şu an Interstellar daha ağır basıyor. Ben çok, çok beğendim, tekrar tekrar izleyesim var hatta. Şimdi bir şey yazmak istiyorum ama feci spoiler olabilir de olmayabilir de kararsız kaldım. Biraz anlatayım. Film bittikten sonra arkadaşımla, biz bu son olayı daha önce bir yerde gördük ama nerdeee, nerde? şeklinde uzun bir süre düşündük. Tam metrobüste ayrılacakken aklıma geldi, eureka! Evet daha önce, kitapları da olan bir filmin bir bölümünde aynı olay kullanılmıştı, ama ismini söylersem bilen biri için spoiler olabilir ve öyle olursa çok üzülürüm çünkü Interstellar’ın en büyük olayı o yani, tamam söylemiyorum ^^

Akıl Defteri (Memento) / 2000

Interstellar’ı izledikten sonra eve gelir gelmez Christopher Nolan hayranlığım tavan yaptığı için, nedense bir türlü izlememiş olduğum bir diğer filmi, Memento’yu izlemeye başladım. Filmin konusunu okuduktan sonra klasik bir cinayet soruşturma filmi mi olacak şeklinde bir düşünceye kapılsam da, film bittikten sonra beynim yanmış bir şekilde sözlük sözlük film hakkında yazılanları okudum ve tabi bir de kronolojik sırasını… senaryonun yine Nolan kardeşlere ait olduğu filmde olaylar tersten yaşanıyor çünkü! Hatta bir yerden sonra bir kısım tersten ilerlemeye devam ederken, bir yandan da düzgün ilerleyen kısım başlıyor ve ikisi bir noktada buluşuyorlar daha sonra. Yani bilemiyorum, bu Nolan kardeşlerin, özellikle senaryo konusunda Jonah Nolan’ın ayrı bir dünyası var sanki de onu yaşıyorlar birlikte. Hürmetle izliyoruz.

Bay Hiçkimse (Mr. Nobody) / 2009

Beyni kurcalamaya devam çünkü Mr. Nobody’nin de Nolan filmlerinden aşağıya kalır bir yanı yok, fakat öncesinde söylemek istediğim filmin harika ötesi müziklerinin olduğu ki sizin için bir tanesini buraya bırakıyorum, okurken dinleyebilirsiniz. Jaco Van Dormael’in hem yönettiği hem de senaryosunu yazdığı Mr. Nobody, bilimkurgu ve dramın harmanlanmış olduğu filmlerden biri, izlemesi başlarken biraz zor çünkü bir sürü olasılıklar, paraleller bir anda beyin gidiyor açıkçası fakat sonra sonra filmin ilerleyişine bir şekilde alışıyorsunuz. Ben filmden oldukça etkilendim, fakat gelecek görüntüleri biraz komik hava yaratmış sanki, yani tam bu güzel müziklerle duygusal bir havaya giriyorum, gelecekten bir görüntü ta daa tüm duygu gidiyor. İzlerseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız, terapist ve sunucunun tipi özellikle, yapmayın etmeyin Jaco bey.

Açlık Oyunları: Alaycı Kuş – 1 / 2014

Geldik Açlık Oyunları’nın son kitabına, son filmin ise ilk bölümüne… Alaycı Kuş. Şu son kitabı ikiye bölme olayı da nerden moda oldu ya, hep Harry Potter heep. Gerçi ince kitap Hobbit’i üç parçaya böldüklerinden beri bu ikililere çok bir şey de diyemiyorum artık. Neyse ikinci bölüm seneyeymiş artık kısmetse izleriz. Dün Alaycı Kuş’u izlemek üzere ailece sinemadaydık, ben seriyi okuduğum için çok heyecanlı olmasam da özellikle annem filmin büyük bir hayranı, en çok o sevdi sanırım. Francis Lawrence‘ın yönettiği serinin üçüncü filmi diğerlerine göre daha karanlık bir havaya sahipti, aynen Harry Potter’daki iki filmden sonra, üçüncü film Azkaban Tutsağı’ndaki geçiş gibi yani.

Açlık Oyunları kitap olarak etkileyici bir hikayeye sahip zaten o yüzden, ilk iki filmdeki hareketlilik olmamasına rağmen güzeldi. İşte iki parça olunca süreyi dengelemek için bazı yerleri uzatıyorlar sanırım o yüzden durgun olan bir hikaye daha da durgunlaşabiliyor, tek sorun bu olabilir. Konuyu bildiğimden filmin müzikleri beni daha çok etkiledi açıkçası. Kitapta Katniss’in söylediği The Hanging Tree‘yi film için harika yorumlamamışlar mı, ben bayıldım. Ayrıca filmin sonundaki jenerik müziğine Lorde’un sesi mükemmel yakışmış bence, Yellow Flicker Beat ilk çıktığında birçok kişi filme uygun bulmadı fakat öyle ki, beni film bittikten sonra salonda bekletti, nakaratı özellikle. Güzeldi, bu seriyi kitap olarak da film olarak da seviyorum. The Maze Runner’ı vizyondayken izleyemedim, onu da izlemem lazım bir an önce, benzer konularmış sanırım. İzlenecek çoook film var, o yüzden bir sonraki yazıda görüşmek üzere… umarım.

sonraki. En Son İzlediğim Filmler #2

  • yıldızlararası kadar hiçbir filmi dört gözle beklememiştim sanırım! Ama hala gideceğimm…

    Bay hiçkimse’de hani hep böyle izlemek istediğin filmler olur da bi türlü zamanı gelmez hıh! onlar arasında ama yeniden aklıma düştü en kısa zamanda izleyeceğim. ^.^

    akıl defteri harika değil de ne?

    • bay hiçkimse uzun zamandır benim de aynı şekildeydi ^^ ah interstellar kalp kalp