Kırklareli’de Balkanlara Doğru

Kırklareli merkezindeki ufak gezimizden sonra Dupnisa Mağarası‘na gitmek üzere,  Balkanlara doğru tekrar yola çıktık. Mağara, Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde bulunuyor ve biz buraya dayımın önerisiyle Yündalan Köyü ve Üsküp üzerinden kestirme bir şekilde ulaşmaya çalıştık. Bir de şimdi öğrendim ki Dupnisa, Bulgarca’da delik demekmiş.

balkan1

kirklareli-harita

Yol boyunca ilerlerken, sayısız köyün içinden geçiyorsunuz ve Balkanlara yaklaştıkça yeşil oranı o kadar çok artıyor ki bir an kendinizi Karadeniz’de sanabilirsiniz. Aslında çok da şaşırtıcı değil, çünkü her ne kadar ilk sorulduğunda Kırklareli‘de deniz yok diye bir hava oluşsa da Kırklareli’nin Karadeniz’e sınırı olan bir tatil beldesi var, İğneada, ama biz daha önce oraya gittiğimiz için programımızda şimdilik yer almıyor. Yollarda olmak kadar güzeli yok zaten, hele bir de tüm yol boyunca doğayla iç içeysen.

balkan2 kopya

balkan4

balkan3

Çekiyorum, gülümseyiiiin. Yol kenarlarında her adım başı bir çeşme gördük desem çok da yanlış olmaz sanırım. Arabadaki tüm suların bittiği sırada bir tanesinde durduk ve boş şişeleri tekrar doldurduk. Dağlardan gelen sular o kadar temiz ve soğuklar ki, içtiğiniz zaman işte yaşıyorum dediğiniz anlardan biri olabilir. Yeşillikler arasında yaptığımız yaklaşık 1 saatlik yolculuğumuzdan sonra nihayet Dupnisa Mağarası’nın bulunduğu Sarpdere Köyü’ndeyiz.

dupnisa1

Ve Dupnisa, yeey. Mağaranın giriş ücretleri öğrenciler için 2 TL, yetişkinler için ise 4 TL ve daha öncesinde, içerisinin oldukça soğuk olduğunu duyduğumuz için yanımızda uzun kollu bir şeyler getirmiştik. Mağaraya girdikten sonraki bir 5 dakika soğuk evet ama yukarıya doğru çıktıkça felaket sıcak oluyor, gerek yokmuş açıkçası.

dupnisa2

dupnisa6

dupnisa3

Mağaraya girdikten sonra yer yer bulunan merdivenleri kullanarak yukarı doğru çıkıyor ve mağaranın çıkışına ulaşıyorsunuz, fakat mağaradan gerçekten çıkmak için tekrar geri dönmeniz gerekiyor. Tepede çıkış yok, fakat yukarıda yine ormanın içinde buluyorsunuz kendinizi. Mağaraya gelince, ışıklandırmanın da etkisiyle gerçekten büyüleyici bir manzarayla karşılaştık, biz bayıldık.

dupnisa5

dupnisa_2

Mağaradan ayrıldıktan sonraki planımız açıkçası eve dönmekti ama annemin tabelalarda Yiğitbaşı’nı görmesiyle bir durakladık. Yiğitbaşı küçük dayımın eskiden imamlık yaptığı köymüş ve uzun zamandır merak ediyorlarmış o yüzden hazır gelmişken oraya da gitmek üzere yolumuzu değiştirdik. Yiğitbaşı, Bulgaristan’a yakınlığı nedeniyle tam bir Balkan köyü gibiydi, her yer yemyeşil.

balkan7

Yiğitbaşı’ndan geçtikten sonra bir amcayla karşılaştık ve Bulgaristan sınırının neresi olduğunu sorduk. Meğer burası sınırdan önce kalan tek köymüş, Karacadağ, sonrasında ise Bulgaristan sınırına geliyormuşsunuz. Tabi bu gümrük kapısı tarzı bir yer değil. Amca köyün eski muhtarıymış, biraz anlattıktan sonra, ‘eğer sınıra bakmak istiyorsanız ileride kule var oraya gidin’ dedi. Amca tüm mesuliyeti aldığını söylerken, onunla vedalaştık. Biraz gittikten sonra farkettik ki… bu bir askeri gözetleme kulesi!

balkan9

Tabi artık terkedilmiş bir askeri kuleymiş. Böyle terkedilmiş ortamlar çok ilgi çekici değil mi, sanki filmlerdeki gibi yaratıklar fırlayacakmış her yerden gibime geliyor. Ben kulenin önünde bunları düşünürken birden yanımdan bir tıslama geldi ve istemdışı bakmak durumunda kaldım. Elbette ki bir yılan! O da bizden korkmuş olacak ki hemen yuvasına girmiş neyse ki.

Artık kimse olmasa da bir zamanlar burada askerler varmış gerçekten de, en azından Urfalı Ali ismini bile bırakmış buralarda. Kulenin üzerinden görünen, uçsuz bucaksız ormanlar, gökyüzü ve uzaklarda bir Bulgar köyü.

balkan8

Henüz ismini bilmiyor olsak da, artık biliyoruz, annem Google Earth’te ufak bir araştırma yaptı ve köyün ismi Slivarovo, eski ismiyle de Kladara. Belki bir gün bu küçük Bulgar köyüne gider, bir de oradan bizim tarafa doğru bakarız.